Nerede çikolataların?
İNTİKAM
Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar
17 Ağustos 2012 Cuma
Sus ve Otur
''Sus ve otur ''.Vazgeçmek kolay gelir bazen insana. Atıp tutmak kolaydır. Daha dün olursa şunu yaparım deyip kendini avuttuğun.. bugün olursa hiçbir şey yapamıyorsun işte. Bir darbe ve sen yerdesin yine. Bağır! sonsuza kadar bağır duyar belki biri sesini. Ayağa kalk dikil darbe karşısında yeter de artık yeter yapacağım dün dediğimi anladın mı git artık! Olmaz kalkmasaydın keşke başından kanlar boşaldı duvara. Tekrar kalk koş koşabildiğin yere kadar kaç arkana bakmadan. Olmadı değil mi yine tek yapabildiğin yerde gözlerini açtığın. Koş kapıları kilitle hayır asla yapma kapıyı kırar sonra geriye kalan parçalarla seni. Git uzaklaş ara polisi! hayır olmaz. Al o zaman eline bıçağı öldür karşındakini nefsi müdafa der çekilirsin kenara! olmaz işte olamaz bıçaklar çok uzak bana. Vazo yok etrafta her şey ona göre dizilmiş sanki AH! bir darbe daha. Kan kusmaya başlayacağından korkup ağzına tut elini! Ağlama sakın biraz düğümlensin boğazında bir şey olmaz. Sus.. sıkı sıkı sarıl sessizliğine. Gül delirt onu gül! alaycı bak, alaycı gül. Mutlaka kendisi getirecek bıçağı.. yok olmadı gitti. Vurdu, vurdu, saçlarından yerlerde sürekledi, tüm duvarlara başını çarptı da öyle gitti. Bayram da yaklaştı yüzündeki parmak izlerini mi öpeceksin? yo, hayır. Sana vuran elleri öpeceksin büyük bir sevecenlikle. Keşke sussaydın da otursaydın sadece.
Nerede çikolataların?
Nerede çikolataların?
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Kitaplaşma etkinliklerinin güzel sonuçları :)
Her şeyden bir tutam'ın kitap çekilişinde...
Kozmetik bir aşktır ( http://blackbutterfly-busraaaa.blogspot.com) ile eşleştim ve bugün hediyelerime kavuştum :) Teşekkür ederim çok mutlu oldum :)
Ben de onaa... http://blackbutterfly-busraaaa.blogspot.com/2012/08/kitaplastk-biz-d.html bunları gönderdimmm :)
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Evren Bir Şeyleri Unutmuş Gibi..
Her inişin bir çıkışı var deyip avuttular bizi. Ağrılarımızı dindirip, düşüncelerimizi savurdular beynimizden. Bugün de yine düşünürken ''nasıl olsa her inişin bir çıkışı vardır bulunur bir yol'' diye... İçimi ürperten bir soru geldi aklıma. Her çıkışın da bir inişi varsa dedim büyük bir korkuyla. Zirve de kalınamamasının sebebi buysa. Her inişin bir çıkışı vardır demelerinin asıl nedeni her çıkışın bir inişi olduğuysa.. Korkunç! İçimi rahatlatmayı beklerken daha da korktum. İndik, tamam! Çıktık, ona da tamam! Ama tekrar inersek çıkmalı inmeli bir grafik çizersek diye devam edemedim. Geleceğimle ilgili hayallerim ve beklentilerim okyanusun dibine daldı. Çıkmadılar hala çıkamadılar. İnsanlar birbirlerini avuturken bir şeyi düşünmeyi unutmuşlar sanki. Bu kadar çok inen eğer tekrar çıkarsa çıktıkları yerden düşmeleri de o kadar kolay olur. O kadar insan orada barınamaz. Sözü yalanlamıyorum sadece çıkışların ardında da bir inişin olabileceğinden söz ediyorum.
İnandığım şeylere neden inandığımı sorgularken (yine). Bir son daha buldum. Her şeyi gözden geçirdim, genel olarak herkesi gizlice inceledim. Dünya'nın bir patlama sonucu parçalardan oluştuğu ana kadar başa gittim. Ardından derisi toprak, babası maymun olan insanların oluşumuna baktım. Sonra da bunların hepsinin sonuna. Dünya patlama sonucu parçalardan oluşurken, patlama sonucu parçalanarak yok olacak. İnsanların derisi toprak olduğu halde sonları yine toprağın sindirmesiyle oluyor. Yani her şey bir zamanlar kendinden alıp bize vermiş. Vermiş ama sonra tekrar kendilerini istiyorlar. Evren parçalarını geri istiyor, topraksa derilerini. İlk insanlar maymunun evrim geçirmesiyle oluşmuş, bilirsiniz. Ben de bir düşündüm ve insanların bu kadar insanlıktan çıkmalarının bir sebebinin olduğuna kanaat getirdim. Maymunlar, bir zamanlar insan olmuş yavrularını geri istiyor. Yani son insanlar, ataları yüzünden maymun olarak ölebilirler.
İnandığım şeylere neden inandığımı sorgularken (yine). Bir son daha buldum. Her şeyi gözden geçirdim, genel olarak herkesi gizlice inceledim. Dünya'nın bir patlama sonucu parçalardan oluştuğu ana kadar başa gittim. Ardından derisi toprak, babası maymun olan insanların oluşumuna baktım. Sonra da bunların hepsinin sonuna. Dünya patlama sonucu parçalardan oluşurken, patlama sonucu parçalanarak yok olacak. İnsanların derisi toprak olduğu halde sonları yine toprağın sindirmesiyle oluyor. Yani her şey bir zamanlar kendinden alıp bize vermiş. Vermiş ama sonra tekrar kendilerini istiyorlar. Evren parçalarını geri istiyor, topraksa derilerini. İlk insanlar maymunun evrim geçirmesiyle oluşmuş, bilirsiniz. Ben de bir düşündüm ve insanların bu kadar insanlıktan çıkmalarının bir sebebinin olduğuna kanaat getirdim. Maymunlar, bir zamanlar insan olmuş yavrularını geri istiyor. Yani son insanlar, ataları yüzünden maymun olarak ölebilirler.
2 Ağustos 2012 Perşembe
Mezara Yatmadan Nefessiz Kaldım
İstiyorumm.. hafızamı kaybetmek. Baştan yaşamak.
Evet istiyorum sadece istiyorum. Onların gerçekleşmesi için bir girişimim yok ... ah! olmasın da zaten. Olsa da boşuna. İstemekle olmuyor ne akla hizmetse. İsteme! İsteme! Sana sunulan hayatı sesini çıkarmadan yaşa. YAŞA? yaşamak mı? ben mi? evet işte bu çok komikti. Ben ve yaşamak.. Sayın okuyucularım oradan yaşıyormuş gibi gözüküyor muyum? ben aynada henüz kendimi göremedim ama siz görebiliyor musunuz? var mıyım? cevap versin biri yaşıyor muyum? hayat bu mu? tek bir kişi söylesin. Nasıl bir yaşamak bu.. veya da yaşayamamak.. kendime de kızıyorum aslında yaşayabilmek için hiçbir şey yapmıyorum, yapamıyorum. elimden gelmiyor yemin ederim. Böyle yaşadıktan sonra yeniden doğuş istemiyorum. Yeniden doğmak saçma çünkü. Daha önce toprağın altına gömülmeden, nefessiz kaldıysan bir daha niye yaşamak isteyesin ki? İstemiyorum vazgeçtim. Yeniden yaşamak, hep yaşamak istemiyorum. Yarın ölmek istiyorum.. hayır yarını bekleyemem bugün şu dakika ölmek istiyorum. Nefes alamıyorum anlasınlar beni. Nefes alacak yerim yok! Bir kafesin içindeyim camı bile yok! İnanın... Yardım edin bana. Hayattan bir saniye uzaklaşmak istiyorum artık yeter. Etrafımdaki insanlar bağırdıkça can çekişiyorum burada sonunda ölümü olmayan ölüm sancım var. Sancımdan kıvranıyorum herkes bakıyor sadece donuk gözlerle.. herkes bir şey yaşamış çünkü gülen yok. Tek bir insan bile öylesine güleyim demiyor. Ben de demiyorum ama sırıtıyorum hep. Bakmayın benim buradaki yazdıklarıma.. Dışarı da çok mutluyum. Yani resimlerim öyle gülüyorum hep. Yazdıklarım içim çünkü dışımında tam zıttı, tek bir noktası uyuşmuyor. İçim dışım farklı. İçi neyse dışı da o derler ya.. AH!! onu diyenler ne sahtekarlar. Kimin içi dışı birdir ki. Dışındann gülenin içinin gülmesi şart mı? Hayır. Ama içi gülenin dışı gülmeli o rol olur çünkü insanları kandırmaktır o. Sinsiliktir o, aptallıktır. Başkalarını suçlamaya başladım yine ama sadece yazarsam kendimi suçlarım, ne kadar gereksiz olduğumu bir kez daha kendime gösteririm. Gereksizlik hissinden çok bıktım artık gereklilik istiyorum hayatımda. Kendimden bıkmak istemiyorum. Her gün 'BEN, BEN OLMAKTAN ÇOK SIKILDIM'' diye ortada dolanmak çok saçma. Cümle bile saçma. Virgül olmadığı sürece kekeme sanıyorlar. Her neyse yine çok saçmaladım..
Evet istiyorum sadece istiyorum. Onların gerçekleşmesi için bir girişimim yok ... ah! olmasın da zaten. Olsa da boşuna. İstemekle olmuyor ne akla hizmetse. İsteme! İsteme! Sana sunulan hayatı sesini çıkarmadan yaşa. YAŞA? yaşamak mı? ben mi? evet işte bu çok komikti. Ben ve yaşamak.. Sayın okuyucularım oradan yaşıyormuş gibi gözüküyor muyum? ben aynada henüz kendimi göremedim ama siz görebiliyor musunuz? var mıyım? cevap versin biri yaşıyor muyum? hayat bu mu? tek bir kişi söylesin. Nasıl bir yaşamak bu.. veya da yaşayamamak.. kendime de kızıyorum aslında yaşayabilmek için hiçbir şey yapmıyorum, yapamıyorum. elimden gelmiyor yemin ederim. Böyle yaşadıktan sonra yeniden doğuş istemiyorum. Yeniden doğmak saçma çünkü. Daha önce toprağın altına gömülmeden, nefessiz kaldıysan bir daha niye yaşamak isteyesin ki? İstemiyorum vazgeçtim. Yeniden yaşamak, hep yaşamak istemiyorum. Yarın ölmek istiyorum.. hayır yarını bekleyemem bugün şu dakika ölmek istiyorum. Nefes alamıyorum anlasınlar beni. Nefes alacak yerim yok! Bir kafesin içindeyim camı bile yok! İnanın... Yardım edin bana. Hayattan bir saniye uzaklaşmak istiyorum artık yeter. Etrafımdaki insanlar bağırdıkça can çekişiyorum burada sonunda ölümü olmayan ölüm sancım var. Sancımdan kıvranıyorum herkes bakıyor sadece donuk gözlerle.. herkes bir şey yaşamış çünkü gülen yok. Tek bir insan bile öylesine güleyim demiyor. Ben de demiyorum ama sırıtıyorum hep. Bakmayın benim buradaki yazdıklarıma.. Dışarı da çok mutluyum. Yani resimlerim öyle gülüyorum hep. Yazdıklarım içim çünkü dışımında tam zıttı, tek bir noktası uyuşmuyor. İçim dışım farklı. İçi neyse dışı da o derler ya.. AH!! onu diyenler ne sahtekarlar. Kimin içi dışı birdir ki. Dışındann gülenin içinin gülmesi şart mı? Hayır. Ama içi gülenin dışı gülmeli o rol olur çünkü insanları kandırmaktır o. Sinsiliktir o, aptallıktır. Başkalarını suçlamaya başladım yine ama sadece yazarsam kendimi suçlarım, ne kadar gereksiz olduğumu bir kez daha kendime gösteririm. Gereksizlik hissinden çok bıktım artık gereklilik istiyorum hayatımda. Kendimden bıkmak istemiyorum. Her gün 'BEN, BEN OLMAKTAN ÇOK SIKILDIM'' diye ortada dolanmak çok saçma. Cümle bile saçma. Virgül olmadığı sürece kekeme sanıyorlar. Her neyse yine çok saçmaladım..
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Kadına Şiddet Uygulayan Tüm Erkeklere!!
Anladım bugün her şeyi. Hayatımda kendim dışında, annem dışında, kardeşim dışında hiç kimse olmadığını anladım. Kendime acıyarak, kalbime sus diyerek yazıyorum bu yazıyı. Ne kadar tuhaf... Birden gerçeklerle karşılaşmak. Neyin, ne olduğunu görmek ne kadar zor. Yazmanın bile zor olduğu ne kadar çok şey var şu hayatta. Çok değişik, Çok saçma bir dünya. Hikayemiz... Zevkine düşkün bir baba, yalnız ve acı dolu bir anne, yıkık dökük bir psikolojiye sahip bir kız, babasız büyüyen bir adet erkek çocuk. Adet dedim farkındayım bir malmış gibi.. ama öyle gibi zaten baba için sadece bir gösteriş amacı. En baştan başlayalım mı? peki.. Baba tarafı anneyi hiç istemez fakat onlar aşklarıyla bu aileye karşı gelen iki gençtir. Evlenirler, dünyanın en yanlış eylemidir onlar için. İki sene sonra bir kız çocuğu doğar. Bu çocuk doğuştan kadersizdir aslında. Kavga ve dövüşün içinde bulur kendini. Hayatı yavaş yavaş anlamaya başladığı 5-6 yaş dönemlerini hep çığlık olarak anımsar. Bir çığlık dönemi. Çünkü geceleri annenin çığlıklarıyla uyanır '' Dur yapma ne olur yapma''. Usulca kalkar yatağından minik kız. Sadece gözünün ucuyla içeriye doğru bakar koridor kapısından, oturma odasına.. Baba anneyi yine dövüyordur. Gider... koşarak gider odasına. Yatağına yatar '' Rüya'' der ''Bu sadece bir rüya'' Kapatır kulaklarını sert, sert daha da sert ''duymuyorum, duymayacağım'' Annesi söylemiştir bunu sesler duymamak için kapatmalıdır kulaklarını. Olmaz, olmaz işte.. hiç bilmediği, daha önce duymadığı bir sürü saçma kelimeyi işitir babasının sesiyle. O, sabah ki babası olamaz. Gülen babası olamaz çünkü bu baba hep bağırıp, küfür eder... anlayamaz aradaki farkı. Hayatı hep böyledir ve böyle devam edecektir. Ama yedi yaşında çok büyük bir hata yapmıştır bu kız. Bir kavgada artık dayanamayıp babasına bıçak götürmüştür ''yeter! Eğer çok istiyorsan öldür.. annemi de beni de'' hiç itiraz eder mi bu baba almıştır kızın elinden bıçağı'' demek öyle ha! diye annesinin üstüne giderken yine kız almıştır bıçağı. Ama artık dayanılmazdır bu kadar şey. Her gün farklı bir kavga ama hep aynı şey '' sen geç odana kızım, ben anneni öldüreceğim'' evet bu cümlenin tek bir mantıklı açıklamasını istiyorum, yok değil mi? olamaz da. 8 yaşında mutlu aile tablosuna yeni bir birey eklenir. O çocuk doğarken yenik doğmuştur aslında.. kız, kardeşinin ilk adımlarını attığı o günde ilk defa annesiyle babasının yatmasını beklemeden (kavga ederlerse diye başlarında bekçilik yapıp 8 yaşına kadar hiç uyuyamamıştır) huzurlu bir uykuya dalmıştır. O gün bir çığlıkla uyandı, hayatındaki duyduğu en iğrenç sesti bu ömrü boyunca kulaklarından hiç gitmeyecek bir ses. Anlamıştı ne olduğunu içeri bile gitmek istemedi. Ama gitti yine kalbinin tüm atışlarına rağmen... annesi yine tekme yiyordu babasından korktu hiçbir şey yapmadı odasına gitti sabaha kadar ağladı, gereksiz cümleler işitti yine tek yaptığı şey yanında yatan kardeşinin kulaklarını kapatmak oldu. Kardeşinin yüzüne gözyaşları aktı. Akmasın diye ellerini minicik kulaklardan çekmesi gerekiyordu, yüzünü silmeliydi ama o sözleri kardeşi duymamalıydı... babasından nefret etmemeliydi. Çünkü kız emindi bir kaç saat önce etrafa gülücükler saçan adam eve gelip kapıyı kapatınca bu kadar değişemezdi başka bir şey olmalıydı... o adam, babası değildi başkasıydı emindi. Bu kadar olmamalıydı hiçbiri bu kadar acımasız değildi. Herkes uyudu sonra kız beşiğin yanından çekilip yatağına yattı. Kavga bitmişti uyuyabilirdi artık. Sabah uyandığında bitmediğini sadece yarım kaldığını gördü. Ve kardeşi ondan önce uyanmıştı ilk adımlarını da yatak odasına doğru atmıştı, gördüğü tek görüntü babasının kardeşini kolundan tutup dışarı attığı olmuştu ''GİT! BEN ANNENİ ÖLDÜRECEĞİM'' Kız, kardeşinin hemen yanına gidip babasının kapıyı hızla çarpması karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Ama kardeşi ölü gibiydi bembeyaz, soğuk ve hareketsiz. Alıp yatağına yatırıp üzerini iyice kapattıktan sonra müzik açtı hiçbir şeyi duymasın diye tam gidecekken kapı açıldı ve annesi o odadan kaçtı. Boğazına sarılan o adamdan kurtulmak için yüzünü yırtmıştı ve babasının yanaklarından kanlar akıyordu. Baba banyoya gidince anne de telefondan birilerini aramak istedi kızın odasından ama ne mümkün evdeki tüm telefonlar kırıldı, her şey parçalandı. Ama anne, baba gelmeden önce ablasına ağlayarak ''Alo abla yardımm'' demeyi başarmıştı. Bu da yetti sanırım gitti baba evden. Anne berbat durumdaydı mordu her tarafı. Kendisi kalkıp oturamıyor, yürüyemiyordu. 1 hafta sonra olayların aslı ortaya çıktı. Kız babasının msn şifresini kırdı. Babasının sevgilisi olduğu anlaşıldı. Sonra anne diğer konuşmaları da buldu. Yazışmalardaki tek cümle insanın kanını donduruyordu ''Tamam. Karımın benden soğuması için işlemlere başladım'' bu cümle babanın eve gelip de anneyi dövmeden yarım saat önce yazılmıştı. Ve eve gelip hiçbir sebep olmadan bulaşık yıkayan anneyi saçlarından tutup yere yatırmış ve tekmeleyerek sürüklemişti.
18 Temmuz 2012 Çarşamba
7 Temmuz 2012 Cumartesi
Her Şey Bu Korkuyla BaşlaMış..
Uzun zamandır kimselere söyleyemediğim, en derinlerde sakladığım bir korkum var. o kadar korkuyorum ki bazen nefessiz kalıyorum. yatarken arkamı bir tarafa dönememek gibi bir şey ''arkamda biri varsa?''. korku çok büyük bir korku.. her an felaketle yüz yüze bir yaşantı sunuyor bana. tadına baktıktan sonra kaçıp kurtulmak istemiştim ama mümkün değil. tadı güzel çünkü sadece güzel şeyler yaşatmıyor. etrafımdakilerin gerçek olduğuna dair tek bir kanıtım yok. veya da benim. gerçek miyim? yoksa beynimin bir ürünümü? başka birinin hayali karakteri mi? kimim ben? neyim? bilemem, bilmekte istemem belki de. duyacaklarım, göreceklerim, kanıtlarım korkutuyor çünkü beni. kendimi evreka yanılgısı gibi hissediyorum ayna karşısında. karşındakini gerçek olduğuna inandırma sanatı. o kadar tuhaf ki sorduğum sorulara cevap verince ve kendi yanlışlarımı ortaya çıkarınca evet diyorum ben varım. sonra oturup düşünüyorum... ben verdiğim cevapların doğru olduğuna nasıl inanabiliyorum? kanıtım var mı? yok. yine yok. sonra korkuyorum tabi ya gerçek değilsem? ya şizofren bir beynin ürünüysem. verdiğim tüm cevaplar yalansa ama ben tek bir yalanımı yakaladıysam.. iştee o zaman evreka yanılgısı. kendimi tüm yalanlarıma inandırıyorum... inandığım şeye niçin inanıyorum? tek bir kanıt, tek bir iz olmaksızın en gönülden inandığım şeyin kanıtı nerede? benim içimdeki bu korkunun nedeni de bu işte.. şizofren olma, şizofren bir beynin ürünü olma korkusu. her şey bundan ibaret sanırım.. şizofreni bile... etrafındaki yarattıklarına, veya içindeki yarattıklarının olduğuna öylesine inanıyorsun ki hiç sorunsuz yaşıyorsun.. etrafındakilerin tek bir kanıtı yok oysaki.. hatta hiçbiri yok. nasıl ama? tuhaf çok tuhaf...
Şuan bunu okuyorum...
evreka yanılgısnı ve neye, niçin inandığımı sorgulatan bu kitabın hayatımdaki etkisi büyük olacak sanırım.
henüz başlarındayım fakat çok kazançlı çıkacak gibiyim :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















