İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

21 Mart 2013 Perşembe

Rezilliğin Diplerinde Müslüm Gürses Derdindeyim..

Teallam...of...pof... Bu nasıl bir rezilliktir böyle! Çanakkale'nin kurtuluşunu kutladık bugün okulun göt kadar bahçesinde. Hah-, kutlamaz olaydık! Herkes kaçtı maçtı bişeyler yaptı. Ben yoook dedim olmaz dedim(Milliyetçi damarıma tövbe allama) her türlü inip kutlamalıyız. Az kişi mi ölmüş bizim için.  Azcık saygımız olsun. O kadar cumhuriyet çocuğuyuz, Atatürk'ün izindeyiz diyoruz.. olmaz valla kaçmayalım inelim kutlayalım. diyerek indirdim Nagehan'ı, Dilara'yı aşağı. Ama herkesten sonra indik. Tuvallette kendimize çeki düzen verdik(Herkes aşağıda ya göz kalemleri falaan ;) Her neyse... 500 kişi aşağıda ( bizim okulun çıkış kapısının önünde geniş bir yer var- geniş dediysem aldanmayın 5 kişi yan yana duramaz- merdivenlerin hemen yukarısında açık hava sahnesi gibi bir şey. Tüm okul oraya dönük, tören de başlamış. Ve dolayısıyla o bahsettiğim yerden aşağı inip sınıf sırasına geçmemiz gerekiyor. Eee.. hal böyle olunca biz de diyoruz ki.. Oh. Ne güzel törenin arasından süzüle süzüle aşağı ineriz. Assolistler gibi-ki ben bu kavramı hiiiççç sevmem. Çok itici bi' kere. Assolist neymiş lan benim yanımda peeh modundayım zaten-.) Aşağı indiler Nage'ler.. ben arkadayım tabii kii zıplaya zıplaya iniyorum aşağı. Merdivenlerden süzülüyoduk falan ya hanii biz... Hah işte tam da o sırada herkes pür dikkat bize odaklanmışken ben -yarım daire şeklinde duran topluluğun orta yerine- bi' düştüm. Tören durdu millet bana güldü lan o derece. Vücudum toprakla yüzleştikten 5 dakika sonra ayaklarım yere değdi, nasıl takla açtıysam artık sen düşün. Ben kalktığım gibi arkama bakmadan sınıfımın en arka sırasına doğru bir koşuyorum ama ayaklarım totoma değiyor, öyle bir haldeyim. Yerdeki halim, düşerken attığım çığlık, doğrulduktan sonra attığım kahkaha ağlama karışık gülüşüm, herkesin ikiye katlanmış gülüyor olmasıııı... aklıma geldikçe deli oluyorum ben tabi ki. Klasik başkasına suçu atma olayımla döndüm Dilara'ya bağırdım'' Hep senin yüzünden zatooon. Ayağın ayağıma dolandı olloouumm. Ayaklarına sahip çık. Törenin ortasında 500 kişiye rezil oldum yaaeee''diye. Kimse yemedi ne yazık ki. Neyse ki eşofmanlarım vardı diyorum şimdi de. Sinirlerim allak bullak oldu. Dedim allam al şurda canımı, bayılayım falaan en azındann ilgi benim üzerimde olsun. Kız bayıldı lan diye herkes yanıma koşsun millet benim için ağlasın. Şuan yardım edersen valla çok iyi edersin. Kurban keserim sana şurda bana gülen bi kız var bak yerlere yattı onu keserim sana.. bayılmadım da. O 32 diş sırıtanların, 31 dişini söküp ellerine vermek istiyorum. Sonra da karşılarına geçip yarılana kadar tek dişi kalmış canavarlar yaaee bunlar diye gülmek istiyorum. Gerçi o an olayı kıvırabilirdim... Alırdım elime mikrofunu. ''Ah...'' derdim. ''Komikti değil mi? hiç sanmıyorum. Toprakla yüz yüze geldiğimde, bu ufacık düşüşte bile çok canım yandı benim peki ya Çanakkale Savaşında? Bombaların altında boğulan, kurşunlarla vücutları patlayan atalarımızın, dedelerimizin canı... nasıl da acımıştır kim bilir. Bugün burada siz rahat rahat gülün diye onlar yıllar önce bugün veda ettiler dünyaya'' der olayı bitirirdim. Var bende bu çene biliyorum. Orada öyle duygu sömürüsü yapardım ki herkes ağlardı. Ama ne yazık ki o sırada şiir okuyan çocuk gülmekten yerlere yattı. Yanına gidersem o mikrofonu alır kafasını parçalardım biliyorum. Yapamadım, edemedim.

12 Mart 2013 Salı

Özgür Olmak İçin Risk Alın..

    Klasikleşen tüm tasarıları beynimden silmeye karar verdim bugün. Yeni bir ben olma yolunda emin adımlarla yürüyorum artık.
    Özgür olan düşüncelerimi elimde tutmayacağım... salıvereceğim aksine, benden en uzak yerlere gitmelerini izleyeceğim.
    Tamamen özgürleştiriyorum kendimi. Kendi benliğimi bedenime yansıtıyorum. Gülüşlerim hınzır artık! Hayatın acımasızlığını yerle bir etmenin sevincinde.
   Hata yapmadan! Kırmadan kimseyi.. özgür yüreğimle karşınızdayım işte.
   Bundan sonra ancak ben susturabilirim kendimi. Bana sözünü geçirmeye çalışansa.. kalıverir arkamda öylece.
   Ağlamalarım, hıçkırıklarım.. sadece bana bundan sonra. İlgilendirmiyor kimseyi. İnandırmak, susturmak çabasında da değilim artık etrafı. Geleceğim, özgürlüğüm ve ben! Üç kişilik ufacık bir yuva kuracağım kendi bedenimde. Yazıların arasında, kalemlerin ucunda kalmayacak öfkem.
   Mutluluk yoluna uygun adımlarla gidiyorum. Yoluma çıkacak tüm engelleri yenebilecek gücü kendimde bulabilmenin, gözlerime yansımasını seviyorum. Parlak ve yeni kalbimin saflığıyla sarmalanıyorum.
   Umursamaz tavırlarla nasıl yenileceğini biliyorum, insanların. En zayıf noktası bu çünkü insanoğlunun
                                                                                   
                                                                                       Teşekkürler Canan Tan..
                                                                                       Teşekkürler Piraye... Beni özgürlüğüme kavuşturduğun için minnettarım sana. Yaptığın hatalara düşmemeyi göz önüne aldım, senin yolunda ilerlemeye karar verirken. Beni bana anlattın... Kendini anlatırken, kendini tanıtırken beni de bana hatırlattın. Özgür düşünceye sahip, sol görüşlü, asla boyun eğmez genç bir kız. Hayallerimin gençliğiydi hayatın.. Ta kii.. çocuklu bir kadın olana kadar. Sana da zamanında ters gelen bu olay bana da şimdi ters geliyor işte. Evlilikle kendimi dizginlemek mizacıma haksızlık. Üzücü sonun şokunu atlattıktan sonra ortak noktalarımızdaki ironiye saatlerce güldüğümü anımsıyorum. Seni tamamen Nazım Hikmet'in Piraye'si olarak düşünürken ilk defa inanılmaz derecede bir şeye istek duyuyorum. Keşke Piraye... Keşke gerçek olsaydın.