İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

31 Ocak 2015 Cumartesi

Bedenime sürgün


(Bir süredir yazamadığım hatta mailleri cevaplayamadığım için çok üzgünüm. Fazla yoğundum. Ama artık ilgilenebilirim. Teşekkürler)

Kurgularca yapay dünyalara açılan kapılardan koşarak geçen çocuklar gittikleri yerleri bilmiyorlar.
Sebepsizce atılan kahkahalardan tılsımlı sözler zehirli.
Suratların ardında kokuşmuş ruh kırıntıları...
En başından beri biliyordum doğru olmadığınızı sadece susmak ayıp değildi mizacımda...
En başından beri içime attığım çığlıklarımı günün birinde birinin soracağını da...
Özenle gizlediğim kocaman bir kutu halinde en derinimde sakladığım kırıntıların, zamanla sinsi sinsi yok olmasını beklerlerken bir siluetin tüm kilitleri kırıp tüm parçaları ortalığa saçabileceğini de hatta, biliyordum...
Her kelimeden sonra kaldırıp başımı gökyüzüne bakıyorum...
telefonum ıslanmasın rahat yazıyım diye çaba gösterirken bir yandan karın soğukluğunu tenimde hissediyorum...
Beynimdeki düşünceleri sıraya koyma yeteneğim olsaydı suan sadece bu hafif rüzgara odaklanmak isterdim.
Başka bir hayatı önemsemeden dinlediğim bu şarkıyla bir bankın üstünde,  tam da burada ölmek isterdim.
Aradığım duygular, belirlediğim sınırları bir kenara itip hep ertelediğim o insanlara güvenebilme seanslarına başlayabilirdim...
Yorulmuşum, kahvem ne kadar keskin olursa olsun kendime getirmiyor beni...
Fazla soyut davrandım, binlerce kez yanıldığım için belki de, uzak davranıyorum...
Bu kadar belirgin bir şekilde uzakta durmak yoruyor...
Ama şimdi son bir kez daha burada, kurduğum hayalleri en baştan tekrarlayacağım.
Hislerimi, düşüncelerimi bir bir saptayarak irdeleyeceğim.
Buradan kalkınca da bitecek...
Hatalarım, duygularımın fazlası, düşüncelerimin yoğunluğu...
Aslına bakarsanız her şey zirvedeki yerini boş bırakacak.
Ve ben, en azından yeni zincirlerime pas tutmuş sürgüler çekilene kadar, özgür olacağım.

17 Ocak 2015 Cumartesi

KAPAT KULAKLARINI

Bazen yapılabilecek tek şey kalıyor.. Hayattan bir an kurtulabilmek için.
Seni anlatan en uzun şarkıyı açarsın, en yüksek sesiyle. Sonra sert, daha da sert kapatırsın kulaklarını etrafa. Sadece o şarkıyı duyabilirsin ve sessizce dinlersin. Her korkunç ses birkaç dakikalığına da olsa uzaklaşır kulaklardan. Sonra, kim olduğu bilinmez, bir ses duyulur şarkıyı yarıp kulaklara varabilen...
                     ''Sağır olsan bile görebilecek ve hissedebileceksin
                      sağır değilsin ve hayatı yaşadın o lanetin bir parçasısın artık
                       ne kadar uğraşırsan uğraş herkes görebildiği kadar kördür
                      sen de duyabildiğin kadar sağır olacaksın
                      O yüzden aç şimdi kulaklarını ve dinle kaçtıklarını''

4 Ocak 2015 Pazar

Ruhları Sığmadı Bedenlerine

Tonlarca yük var merkez noktada oraya yaklaşıp kendine göre en fazlasını sırtına alan yorgun devam ediyor yoluna
Binlerce sıfat var ormanın ortasında silik haritasından yolunu kaybeden herkes en büyük hakareti alıp ismine başlıyor başını kaldırmaya
Susmanın ölüme hazırlık yapmasını uzaktan seyir halinde, sakin topluluklar
Tüm hataların adını tecrübe koymuşlar
Kendi içinde bir sürü savaşı olan zavallılar bir de kalkıp etraflarındaki cepheler de pes ediyorlar yenilgi büyük
Askerler yerine duyguları, silahlar yerine sözcükleri var...
Ruhun hapsi
hiç beklemeyecekleri dillerden imkan vermeyecekleri cümleler işitince içlerindeki pimi çekili bombanın şarapnellerini kusuyorlar...
Esrarlarını anlatmak paranoyaklıklarına haksızlık.
Sonların da sonsuzluk var...
Göz bebeklerinin derininde ince ince dolanan sızı var, sonrasında göz yaşı olan...
Ölürken veda edemedikleri dostları var...
Bir yanında mezarlar diğer yanında yaşamlar varken hangi tarafı daha yakın gerçeğe?
Bunca karmaşa içinde cehennem dünyanın içindeki ateşteyse cennet burası mı?
Tümlerin ardından yok oluşlar mı daha sessiz var oluşlar mı, bedenler de ?
Binlerce düşünceyle beynimin arenasında bu kadarını yazabiliyorum yine...
Geri kalan kelimeleri kendime itiraf bile edemiyorum...
Ben zincirlerimi kırdıkça halatlar dolandı boynuma...
Ve nesiller atalarının varlığını sorgularken öğrendiler...
İlk evcilleştirilmiş hayvanlardı, insanlar....