İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

17 Kasım 2016 Perşembe

Gitmek lazım

Hiç yıpranmamış,
Hiç ağlamamış gibi...
Hiç susmamış,
Hiç kırılmamış gibi...
Hiç kırmamış, vazgeçmemiş, yüreği buruk kalmamış...
Hiç sarılmamış, hiç yıkılmamış gibi...
Bir gecenin hayal vadeden kollarında içimde kükreyen acıları kenara itiyorum.
Hiç yara almamış hatta hiç ölmemiş gibi umutluyum yaşamdan. Oturduğum yerden hemde hiçbir emek harcamadan olup bitmesi dileğim.
Hiç yorulmamış gibi koşmaya hazırım sanki.
Sanki koskocaman bir sevgi içinde yer tutmuş bana.
Emin olamadığım adımlarla daha önce hiç ilerlememişim gibi ilerliyorum.
Yanım yörem içim dışım distopya karalıyor oysaki. Neye inat, neye güvenerek gidiyorum?
İşime yaramayacak tonlarca insanın etrafımda olduğunu fark ettiğimden beri kaçmak istiyorum. Belki bundandır bu düşüncesizliğim. Ardıma bakmadan adım atıyorum. Biraz daha yaklaşsam kolumdan bacağımdan bir uzvumdan tutsa kaçamayacak gibiyim. Korkuyorum; tanımaktan, tanışmaktan geleceğimle... susuyorum yine. Bekliyorum anlaşılmayı, anlatmayı. Sormalarını istiyorum yaptıklarımı. Her şeyi baştan oturup anlatasım geliyor. Yine tedirgin oluyorum. Birilerine anlatmak, sonra bin yerden aslında hiç olmayanları işitmek demek çünkü.
Gitmek gerek. Olanca kuvvetiyle yağan bir yağmur zamanında veya uzaklara yürüme amacıyla yazın erken saatlerinin sıcağı altında elinde tuttuğun biranın soğukluğu vücuduna ince ince dokunduğunda..
 gitmek lazım. Onca yaşanılandan sonra her şey yolundaymış gibi.
Belki yarın, belki yıllar sonra, belki bir şehirden, belki bir ülkeden,  belki bir hayattan;
Hiç yıpranmamış,
Hiç ağlamamış,
Hiç susmamış,
Hiç kırılmamış,
Hiç kırmamış,
Geride hiçbir şey bırakmamış gibi... Gitmek lazım.