İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

22 Temmuz 2016 Cuma

Öldü

İçindeki bahçede saklanan en özel çiçekler bu anılar. Boşluklar beynini esir alırken bile gözün o vitrindeki kristal kadehlere benzeyen -asla ortalığa çıkmayacak- hatıralarında. İçinin en güzel manzarası bu anılar. Hissiyatına bile ihanet etmeye korktuğun dediğim gibi işte dokunmaya kıyamayacağın, ara sıra, dolabın kapağını açtığında özenle kavrayıp kibar davrandığın o vazo bütün bunlar. Dolabında kilitli, sana kazılı.
         Bir bardak kırılır, bir çiçek doğar.
Tutsan çekip çıkaramayacağın bıraksan da ufak bir anımsamanın ağırlığıyla bedenini delecek cam kırığı benimkisi. Ya içten içe yok edecek ya da içimde yok olacak kristal bardak ve değerli vazo parçaları. Zaten ölmeye meyilli bedenlerin vazgeçilmez sonudur ölüm. "Bu yüzden içten içe yok olacağım." Barış bile savaşa hazırlık yapmak içindir, şaşırmam.
       Barış ölür, savaş doğar.
Yitip gitmeye anlam katmaya çalışmaktır mezarlar, tabutlar, şehitler... Herkes asla ölünmediğine ölünce inanmak ister.
       Ölüm ölür, ölümsüzlük doğar.
Seni kaybetmek, yok olma itemi sadece varlığınla huzur bulanları korkutur. Çünkü huzuru kaybetmek dünyanın tezek kokusunu duymak demektir.
      Bir insan ölür, bir insan doğar.
Sen içindeki kanla karışık kırıklara alışkın sona yaklaşırken yorgun gözlerle düşlersin. -Anıların buhranından ölecek birinin ilacı elbette ki hayaldir.- Güçsüz umutları tekrar edersin. Kirpiklerine asılıp sallanan bir kıpırdayışta düşüp ölmeye hazır tahayyüller geceni süsler.Ve şişmiş gözlerin kapanışında görülen rüyalar, kirpik kıvrımlarından düşen hayallerin intihar mektubudur aslında.
         Bir hayal ölür, bir rüya doğar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

çok farklı bakış açıların var :)