İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Ruh halimi aynanın yansıtmasını istiyorum hep. Aynı istekle defalarca karşısında bekliyorum yansımamın. Üstümü değişip nasıl olduğuma dikkatle bakarken bile tüm çabam içimin can kırıkları. Yazdıklarımın üzerini karalayınca kendime güceniyorum, ışığı kapatıp aynada kendimi kaybedince karanlığın kuru yalnızlığına sitem ediyorum. Sonrasında daha fazla siyah için yüzüme örtüyorum yorganı. Bu benim geceye hürmetim oluyor genelde. O anlarda ruhumu anlatan bir şarkı bulamadığımdan benimle, hayatla hatta dünyayla ilgili olmayan tonlarca hayal kurup zihnimi düşüncelerimin dumanından kurtarıyorum. Çünkü birazcık dahi sis kalırsa rüyalarımın kapanına takılıyorum. Rüyalar yorar beni bu yüzden görmemek, görmemeye adaptasyon sağlamak daha az ağrıyla uyandırıyor sabahlara. Bedenimin bu ağrılı buhranı kafatasımın içinde olduğuna inandığım hapishane olsa gerek. 17 senelik hayatımın 17 senesini orada geçirdim. İşin kötü yanıysa ben terk etsem dahi kendimi, kafamdakiler vücudumu mahkum etmeye devam edecek. Bazen insanların gözlerine bakıp hiç o gözlerden hayata bakamayacağımı veya hiç bir başkası gibi düşünemeyeciğim fark ediyorum. O zaman beynimdeki esaretimi kanıtlıyorum. Hiçbir girişi, çıkışı, gelmesi, göçmesi, mahkemesi, savcısı olmadan... Hüküm kesin hemde gezegenin havasını ilk soluduğumdan beri. Kurtulasım geldikçe parmaklıklardan hapishane kaçaklarından tavsiye için mezarlığa gidiyorum. O beni en çok etkileyen insanların mezarlarının yanına oturunca onların en sevdiğim halleri de bana eşlik ediyor. Yanımda dokunsam ısınacağım kadar somut ama üflesem uçacak kadar soyut bekliyorlar. Bazen onlarla herhangi bir anda yine buluşuyoruz(bu bir sır) bol bol sohbet ediyoruz yaşamdan, nasıl terk ettiklerinden... Bir parkın hiç eskimeyen bankının üzerinde saatlerce oturup gelen, geçen, uğrayan, parkları eğlenceli bulan herkesi inceleyip insanlığın zaferlerini irdeliyoruz. Bazen kulaklığı takıp müziği açmadan etrafımızdakilerin hoşsohbetlerine dahil oluyoruz. O hayal kimseler birçok yapmacıklığa imza atmış arkadaşlıklardan daha iyi. Dostlarımın ölüler olması ürkütücü. Değil mi?  Aslında evet, o cesetlerin bir zamanlar canlı durumda olması kadar ürkütücü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

çok farklı bakış açıların var :)