İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

5 Nisan 2016 Salı

Güzeldin sen masumiyet akan yüzünden hiç gülümseme eksik olmadı. Ağlaman kadar sessiz kahkahaların vardı. Gülerken gözlerin incecik çizgi haline gelir ve gözaltların çizgi çizgi şişerdi. Güzeldin sen yokluğun, yoksulluğun, zorluğun içinde dopdolu bir kalbin ve kusurlarının kusursuzluğu vardı bedeninde bu fotoğraftayken 18 yaşındaydın. Hastalığının sonucu sana bahşedilen şişkin yanakların vardı her zaman sıkarsak kopacakmış gibi eğreti dururdu bende bol bol öperdim o yüzden. Hep kendinden ağır çantanı taşıyamadığından okula annenle herkesten önce gelirdin seni sınıfa çıkarırdı ki kalabalıkta zarar görme diye. Seni kalabalıkta aşağı indirmemek için okul saati boyunca her şeyimi dağıtırdım ki çıkışta oyalanıp vakit kazanalım diye ve sana küçük bir sır güzel kız hala çok dağınığım. Ellerinin yazmaya yetişemediği notlar olurdu hep tekrar edin der tüm azarı ben yerdim. Gülerdik ama buna. Onlar asla bu sırrımızı bilmedi. Hep önce senin sınavını sonra kendi sınavımı yaptığımı bu yüzden yüksek aldığını, senin için beden eğitimi derslerine hiç katılmadığımızı da kimse bilmedi  Senin vücudunun kırılmaya elverişli olduğunu da kimse bilmedi işte kimse senin herkesten daha muhteşem bir karakterin olduğunu... Mantıklı olmayı hayat dersini, her şeye rağmen mutlu olmayı ve huzuru senin bana öğrettiğini kimse bilmedi. Ve Kimseye anlatmadık diye hep kötü tanınıp yıprandın. Tonlarca ağzı bozuk insanın bomboş konuşmalarını duyuyoruz hakkında annen ve ben. Canımızın parçası sen hakkında...  Hep senden bahsetmeye cesaretimiz olmadığından belki de kimseye anlatmamış hep susun demişiz susmamışlar Hazal içimizi yaktı dedikleri. Buralarda karalayınca belki azalır içimdeki kin belki cevap bulurlar senin hakkında. Ne kadar yetecekse artık. 3 yıl sonra ne işe yarayacaksa hafızalara kazıyorum. Seni Seviyorum Hazal. Dünya dönüşünü durdurana dek gözlerimi kapatıp gülüşlerinin sıcaklığına sarılacağım....

4 Nisan 2016 Pazartesi

Soyuldum diye kalktı kadın herkes ona gözlerini açarak baktı. Soyuldum diye bağırdı soyunmaya başladı sokak arasında. Soyuldum diye bağırdı yağmurun altında çıplak kaldı. Soyuldum dedi. Açıp kollarını yavaşça yerdeki küçük denize yattı. İçimi içimdekileri her şeyiyle aldılar benden soyuldum. Duygularım, hıckırıklarım, gülmelerim ve elbette ki huzurum kayboldu içimdeydi oysaki soyuldum. Çırılçıplak kaldığımı hissetmeyecek kadar soydular beni benden alıp bir yerlere derinlerimi fırlatıp hayatımı mahvedip hiçbir yeni başlangıca şans tanıyamayacak hale getirip mutlu mesut ayrıldılar yanımdan soyuldum. Canımı dişime takıp zorla oluşturduğum duygularımı çaldılar benden. Özenle yerleştirdiğim tek tek sırayla dizdiğim döşeyip de yuttuğum mutluluklarımı, korku dolu günün ardından loş bir ışığın kolları altında dans ederken yere düşüp kanattıgım bacağımı bile... Soyuldum ben dedi oturdu kadın tekrar. Etrafındaki herkes de gözlerini devirip önüne döndü tekrar. Bedenini bütünüyle sergilemeye ve nasıl fırtınalarda boğulduğunu anlatamadan daha unuttular çoktan yollarına koyuldular. Kadın da hiç fırlamamış gibi ayağa sustu kaldığı yerde. Cesaretimi bile soymuşlar diye mırıldandı arkasına yaslanıp