İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

3 Ağustos 2015 Pazartesi

SUSTUK

Çocuk korkuyla uyandı çadırın ıslak zemini bedenini ıslatıyordu. Gözlerinde dondu gözyaşları. Anne diye mırıldandı minicik elleri çamura batıyordu. Çıktı çocuk naylon duvarlardan dışarı annesi için. İçine ölümün kokusu doldu.
Soluksuz ama tutkulu hayaletler
Birer birer siyahlığa terk ederken geceyi
Korkulu tüm yürekler kanla dans ederken koşulsuz
Sonunda inançlarına yenik düşmüş varlıklar ellerine aldıkları sopaları sallarken birbirine
Bir ağlayan çocuk annesinin peşinde
Anne yükselir göğe
Işıklar yanıp söner parmak uçlarıyla kontrol edilir topraklar
Birilerinin kalbini ortadan yaracak şarapnel parçaları
Boğacaklar birbirlerini çocuk koşarken annesine
Kırmızıya karışmış sarı parıltılar var havaifisekle karşılaşmamış tüm minik eller hayran görüntüye
Büyükler ürkek
Çocuk annesine koşarken karşılaşıyor bombaların görkemli ışığıyla
Yığılıyor yere siyah büyük botların arasına
Ellerini son kez kapatıyor kulağına
Saçlar rüzgarın esişiyle irkiliyor
gözlerse cesetlerin kanlara gömülmesiyle
Annesi evde dua ederken oğlunun siyah saçlarından kahverengi gözlerine
Çocuğun üzerine biri daha kapanıyor ağzında kanlarla
Anne yüreğinde hissedip acıyı feryat ediyor
Hissizleşen uzuvlarını serbest bırakıp ağlıyor yerde
Şehitler ölmez diye kandırıyorlar anneyi
O kalbindeki alevi gözyaşlarıyla ıslatırken kafasını sallıyor
Sesini çıkaramaz benim oğlum öldü diyemez
Onu bir kişi değil bir devlet öldürmüştür çünkü
Haykıramaz kadın susar gücü yetmeyecektir zaten gerçi katili belli olsa da yetmeyecekti gücü
Bir olmaya da çağıramaz hala birbirini yiyen vatanının cahiliyet kusan halkını
susar kadın aynı oğlunun çocuğu kurtarmak için ölüme giderken susması gibi