İNTİKAM


Beğenmediğim sonu, siler baştan yazarım.
Twitter: @iremkucukcongar

18 Mart 2015 Çarşamba

Kalabalık

İyimserlik, aptallıktır. Paranoyak olmazsan yaşama dair haklarından vazgeç.
Gördüğüne değil, hissettiğine....
Dokunduğuna değil,  düşündüğüne inanmak benim gibileri gerektirir.
Korkutur, sövdürür ışıklara.
Parlak ve hayallerle süslenen tüm geleceklerden çıkarın beni.
En katısını, en ucunu yaşadım dünyanın.
Ömrümün ne zaman biteceğine dair bir bilgim olsa dahi inanmazdım mezarlara.
Sövsemde korksamda bıksamda tanıdığım bir yığın insanın ortasındayım.
Yıldızları yüz üstü gömmüşler gökyüzüne geceler karantina altında
Oysaki sıra kendine gelmeden  kimin aklına gelirdi gökyüzünün ruh hapishanesi olduğu?
Gök gürültüsünden korkmam yağmurları sevmediğim anlamına gelmedi ki hiç...
her su damlası yıldızlardan bir mektuptu.
Zorunlu vedaları parklarda uyuyarak cevapladım hep.
Yağmur görüp ölümleri hissettim
Sulara dokunup tesellileri düşündüm...
Eskiye ait kalıntıların gölgesinden geceye sığındım.
Bu yüzden bu parkta tanıdık kalabalık var. Hepsi sulara saygı duymuş ve yıldızlara dert anlatmış ben gibi...

15 Mart 2015 Pazar

Tutsak

Koskocaman yarıklarla yüzümde içimdeki kırıntıları sağlamlaştıracağım temelleri arıyorum, gözyaşlarımla oyarak taşları..
Geriye çekildikçe ileri gitmek istemedikçe kapatıp kapıları itiyorlar beni o hayvanların kafesine.
Her sanise için yeni bir kapı yeni bir kilit geride. Sevgili yaşamların, sövülen kederlerin eşiğinde bir kapının önünde bekliyorum geçmişi.
Zamanın tok sesini hissediyorum vücudumda.
Ben geçmişe yöneldikçe tüm uzuvlarımdan tutup atıyorlar sanki saatlerin havuzuna.
Yırtıyor, parçalıyor; akrebi, yelkovanı zamanın....
her yerim kanıyor.  her yanım acıyor.  her saniye iz bırakıyor bedenime
Içimde akıyor zaman.
Bir an öncesindeki mahvolmuş kırıntıyla boşanıyorum gözlerimden.
Zamana tutsak benliğimin, umuda kilitli elleri
Ruhumsa azraile teslim...